Turkmenportal logo
Bugün 09:27
227227
Sosyal ağda paylaşın:telegram iconOk iconVk iconTwitter (X) icon
Türk Dünyası Yüzyılı: Dayanışmadan Bütünleşmeye

Türk dünyasının birliği, ortak tarihimizden devraldığımız köklü mirasın ve müşterek istikbalimizi şekillendirme irademizin en güçlü tezahürüdür. Asırlar boyunca farklı coğrafyalarda, nice imtihanlardan geçen kardeş halklarımızı birbirine bağlayan gönül köprüleri, bugün Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında siyasi, beşeri, ekonomik ve kültürel dayanışmamızın sağlam temellerini oluşturuyor. Türk dünyasının sahip olduğu büyük potansiyeli ortak hedefler doğrultusunda harekete geçirmek, birliğimizi somut kazanımlarla tahkim etmek ve gelecek nesillere daha güçlü bir Türk dünyası bırakmak hepimizin tarihî mesuliyetidir.

Ankara'da “Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik” temasıyla gerçekleştireceğimiz Türk Devletleri Teşkilatının 13'üncü Zirvesini, bu müşterek iradenin daha da pekişeceği önemli bir buluşma olarak görüyorum. Zirveyle birlikte, Can Azerbaycan’dan devralacağımız dönem başkanlığını, Türk dünyasının ortak hedeflerine ulaşması ve Teşkilatımızın kurumsal gücünün artırılması bakımından tarihi bir sorumluluk olarak değerlendiriyorum.

İsmail Gaspıralı'nın bizlere miras bıraktığı birlik ülküsü, bugün Türk Devletleri Teşkilatının faaliyetlerine istikamet çizen bir ilham kaynağıdır. Nahçıvan'da atılan temeller üzerinde yükselen Teşkilatımız, ortak tarih ve kültürümüzden aldığı güçle her geçen gün daha etkili bir yapıya kavuşuyor. Artık kardeşliğimizi gelecek nesillere taşıyacak güçlü kurumlarla tahkim etmenin, ortak irademizi projelerle kalıcı kazanımlara dönüştürmenin zamanı gelmiştir.

Dünya siyaseti köklü bir değişimden geçiyor. Uluslararası sistemin adalet ve güveni tesis etmekte zorlandığı, savaşların ve krizlerin geniş coğrafyaları etkilediği bir dönemde Türk devletlerinin dayanışması stratejik bir zaruret hâline gelmiştir. Ortak irade etrafında kenetlenen Türk devletleri, en çetin sınamaları aşacak ve kendi istikballerini tayin edecek kudrete sahiptir. Türk dünyasının birliğinin temeli, her bir kardeş ülkemizin egemenliğine, bağımsızlığına ve millî iradesine duyulan saygıdır. Bu birlik, ortak değerler kadar karşılıklı güven ve menfaatler üzerinde yükselecektir.

Türk dünyasının ekonomik bütünleşmesi, Teşkilatımızın önümüzdeki dönemde üzerinde hassasiyetle durması gereken önceliklerin başında geliyor. Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru, bu bakımdan tarihî bir fırsat sunuyor. Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin yeniden şekillendiği günümüzde Türk coğrafyası, küresel ulaştırma ve lojistik ağlarının önemli merkezlerinden biri olma imkânına sahiptir. Demir yollarımızı, limanlarımızı, kara yolu bağlantılarımızı ve gümrük sistemlerimizi birbirini tamamlayan bir bütün olarak geliştirmekteyiz. Hazar'ın iki yakasını birbirine bağlayan her yatırım, kardeş ülkelerimiz arasındaki ticareti büyütecek ve ortak refahımıza katkı sağlayacaktır.

Bu amaçla Türk Yatırım Fonunu daha etkin kullanacak, ülkelerimiz arasındaki ticaretin önündeki engelleri el birliğiyle aşacak, üretim ve yatırımda birbirimizin gücüne güç katacağız. Enerji kaynaklarımızı, yenilenebilir enerji potansiyelimizi ve iletişim altyapımızı müşterek hedefler doğrultusunda en etkin şekilde değerlendireceğiz. Türk dünyasının dört bir yanındaki imkânları aynı istikamette harekete geçirerek üretimde, ticarette ve teknolojide elde ettiğimiz kazanımları hep birlikte büyüteceğiz.

Ekonomik alanda tesis ettiğimiz bu dayanışmayı güvenlik sahasında da kararlılıkla sürdürmekteyiz. Terörizm, sınır aşan suçlar, siber tehditler ve doğal afetler karşısında imkânlarımızı birleştirerek birlikte hareket etme kabiliyetimizi geliştireceğiz. Savunma sanayiinde tecrübelerimizi buluşturacak, yerli ve millî teknolojilerimizi geliştirerek müşterek üretim kapasitemizi artıracağız.

Birliğimizin en kıymetli dayanağı ise ortak medeniyet şuurumuzdur. Hoca Ahmet Yesevi’nin hikmeti, Ali Şir Nevai’nin kelamı, Nizami Gencevi’nin irfanı, Mahtumkulu Firaki’nin mısraları, Yunus Emre’nin gönül dili ve Cengiz Aytmatov’un kalemi aynı büyük medeniyetin coğrafyaları aşan zenginliğinin geleceğine ışık tutan nişaneleridir.

Ortak Türk alfabesi konusunda ortaya konulan irade, kültürel yakınlaşmamız bakımından tarihî bir adımdır. Bu adımı eğitim, bilim, yayıncılık ve dijital teknolojiler alanındaki iş birliklerimizle daha da ileriye taşıyacağız. Gençlerimizin kardeş ülkelerde eğitim almasını teşvik edecek, üniversitelerimizi ve bilim insanlarımızı buluşturacak ve Türk dillerinin yapay zekâ çağında hak ettiği yeri almasını sağlayacağız. Bilgimizi, birikimimizi ve imkânlarımızı bir araya getirerek Türk dünyasının geleceğini el birliğiyle şekillendireceğiz.

Bu köklü medeniyetin bizlere yüklediği sorumluluk, kardeşliğimize her şart altında sahip çıkarak birbirimizin hak ve hukukunu korumaktır. Türk dünyasının ayrılmaz parçası olan Kıbrıs Türk halkıyla dayanışmamızı da bu anlayışla sürdürüyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Teşkilatımızdaki gözlemci statüsünün sağladığı imkânların geliştirilmesine ve kardeş ülkelerle bağlarının güçlendirilmesine büyük önem veriyoruz. Kıbrıs Türklerinin maruz kaldığı haksız izolasyonların sona erdirilmesi, egemen eşitliklerinin ve eşit uluslararası statülerinin kabulü yönündeki kararlı duruşumuzu muhafaza edeceğiz.

Türk Devletleri Teşkilatının güçlenmesi, ortak coğrafyamızda barışın ve karşılıklı güvenin pekişmesine de hizmet edecektir. Teşkilatımız, iş birliği ve dayanışmayı esas alan yaklaşımıyla bölgesel ve küresel istikrara katkı sunmayı sürdürecektir.

Türk Devletleri Teşkilatının önündeki asıl vazife, ortak irademizi ekonomik, siyasi, kültürel ve teknolojik alanlarda kalıcı başarılara dönüştürmektir. Gücümüz, ortaya koyduğumuz büyük hedeflerin kardeş halklarımızın huzuruna, refahına ve kalkınmasına somut kazanımlar olarak yansımasıyla daha da pekişecektir.

21'inci yüzyılın “Türk Dünyası Yüzyılı” olacağına yürekten inanıyorum. Ankara Zirvesi bu hedef doğrultusunda yeni ufuklar açacak, Teşkilatımızın uluslararası alandaki etkinliğini artıracak ve kardeş ülkelerimiz arasındaki dayanışmayı daha da perçinleyecektir. Asırlardır gönüllerimizde yaşattığımız birlik ülküsünü kalıcı eserlerle taçlandırmak ve gelecek nesillere her bakımdan daha kudretli bir Türk dünyası mirası bırakmak en büyük vazifemizdir.

Recep Tayyip Erdoğan

Türkiye Cumhurbaşkanı